Zafer Gonya
Gazeteci Yazar
ATATÜRK’ÜN MUVAFAKİYET SIRLARI
Atatürk’ü büyük yapan ve O’nun muvaffak kılan iki unsur mevcuttur.
1 — Vatan mefhumu,
2 — Millet sevgisi.
1_ —Vatan mefhumu : Mustafa Kemal 1919’a kadar asker kumandan olan bir şahsiyetle o zamanın, vatan toprakları addedilen sınırlarında çarpıştı ve ordular idare etti.
Trablus Garba giderken, gençliğinin en heyecanlı bir devri içinde; bir vatan parçasını kurtarmağa koşmuştu. Birinci dünya harbinde bir an önce harp meydanlarında vazife görmeye başlamak için, bulunduğu Ateş emirliklerinden kurtulmaya çalıştı.
Kemal için vatan toprakları korunurken hayat feda etmenin fiilî örnekleri önünde cereyan etmişti.
Nice vatan evlâtlarının harp meydanlardaki ölüm iniltilerini O, kulaklarıyla işitmiş, gözleriyle görmüştür. Devlet sınırlarını terketmenin acısını büyük hüzünle hissetmiştir.
Balkan harbi esnasında Trablusgarp’ tan dönüşünde Mısır’ a geldiği vakit, Makedonya’ nın düşman eline düştüğü haberini almıştı. Bu haberden en büyük acıyı hissettiğini daima söylerdi. Doğduğu, büyüdüğü ve inkılâp fikirlerinin beslendiği şehir (Selânik) için, hayatının sonuna kadar hasret çekmiştir.
En canlı hatıraları, çocukluğunun masum olayları, gençliğinin en ateşli anları o muhit-
te geçmişti. Atatürk, hisleriyle, hatıralarıyla daima bu şehrin bir çocuğu idi; en çok anlatmasını sevdiği hatıraları hep o muhit içinde geçenlere ait olurdu. Hattâ ölümüne takaddüm eden günlerde heyecanlı bir rüya gördüğünü anlatırken, Selanik’te bir komitecilik vakasının cereyanı esnasında Salih Ozok ile beraber bulunduklarını söylemişti. Bu olayları anlatmaktaki maksadım şudur: M. Kemal, bir çok Türk ailelerinin yerleşmiş olduğu Osmanlı İmparatorluğu’nun bu bölgesine, derin hisleri ve gençliğinin canlı hatıralarıyla bağlı bulunmasına işarettir. Başkumandan Mareşal Gazi M Kemal İzmir’e muzaffer ordusu ile girdiği vakit, önünde kaçan düşman ordusunu kovalamak, Makedonya’ ya el uzatmak isteyebilirdi. Nitekim o sırada böyle bir hareketin yapılması için bazı sözler de geçmemiş değildi. Fakat M. Kemal yekpâre ve kuvvetli olabilecek bir “Türk vatanının sınırlarını aşmamak azmi ile bu işe başlamıştı.
Zafer neşesi, Başkumandanı istilâ hırsı ve hisleriyle hareket ettirmemişti.
0 ((Milli hudut dahilinde vatan bir küldür» cümlesini (23 Temmuz 1919) Erzurum kongresinde tespit etmiş bulunuyordu. Misak’ ı Millî ile tayin edilmiş olan bu Türk vatanını düşman istilâsından kurtarmak gayesiyle vatan evlâtlarının kanı dökülmüştü.
İşte Atatürk’ te vatan fikri böyle şekillenmiş ve bugünkü vatanımızın her bir sınırında harb etmiş bir insanın görgüsü ve kuvvetiyle, Türk için bir vatan bütünlüğü tesbit ve kabul eylemişti. İlk Cumhurbaşkanı Atatürk, bu vatanın <hiçbir kayıt ve şart altında ayrılık kabul etmez bir kul> olduğunu devletlere kabul ettirmiştir.
Atatürk, kendi zamanında yaşayan ve milletler için İmparatorluklar peşinde koşan, devlet ve hükümet reislerinin ideallerini asla benimsemedi. Hayaller kurmadı ve böyle hayâl olabilecek fikirleri hiçbir zaman bizlere telkin etmedi.
Diğer konuk yazarlarımızı görmek için Konuk Yazarlarımız sayfasını ziyaret edin.