Ramazan Yılmaz
Mali Müşavir .
atatürk kültür ve eğitim
Kültür, bir toplumun davranış ve düşünüş birliğini oluşturan, örf ve adetleri, yaşayış biçimi ve sanat eserlerinin tümüdür.
Bir toplumun kimliğini oluşturan, onu diğer toplumlardan farklı kılan yaşam biçimidir. Kültür öğrenilebilirdir ve gelecek nesillere aktarılabilme özelliği vardır. O nedenle de kültür millidir. Osmanlı Kültürü, imparatorluğun son dönemlerinde büyük ölçüde dinin baskısı altında bulunuyordu. Gelişmiş batı kültürü taklit edilmeye çalışılmış fakat başarılı olmamıştır. Farklı iki kültürü uygulamaya çalışmak farklı iki yaşam biçimi oluşturmuştur.
Atatürk kültür ve medeniyeti bir arada değerlendirmiş, taklitçiliği yerine, uygulamaların alınarak kullanılmasını çağdaş dünyanın gerisinde kalmamak için, kültür ve medeniyetin milli bir politika olması gerektiğini düşünmüştür.
Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan, Türk kültür ve medeniyetinin çağdaş değerlere sahip olabilmesi konusunda Atatürk, en önemli etkenin eğitim olacağını ifade etmiştir.
Atatürk’ün eğitim anlayışı kültür değişimine ilişkin anlayışının bir sonucudur.
Eğitimin en önemli etkisi ise cahilliğin yok edilmesidir. Eğitim, ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda, hukuk, din ve ahlak ekonomi teknoloji, çağdaş yaşam biçimleri konularında, süratle düzenlenmeli ve toplumun tüm kesimlerine yayılmasıdır.
Atatürk, eğitimde kadın erkek eşitliğine çok önem vermiş kadınların eğitimine katılmaları konusunda büyük çaba sarf etmiştir. Atatürk “Milli eğitim Sistemi” nin bilime dayalı olması gerektiğini “Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için başarı için en hakiki yol gösterici ilimdir fendir” diyerek konunun önemini belirtmiştir.
Atatürk askeri dehasının yaşında Cumhuriyet’i ilan ederek siyasi dehasını da göstermiş, gerçekleştirdiği devrimleri ile çağdaş medeniyet seviyesine erişebilmek için yol gösterici olmuştur.
İZMİR İKTİSAT KONGRESİ
İzmir İktisat Kongresi, 17şubat-4 Mart tarihleri arasında, Kazım Karabekir’in başkanlığında İzmir’de düzenlenmiştir.İktisat Kongresi’nin toplanmasının temel amacı, kazanılan büyük savaşlardan elde edilen askeri zaferlerin ekonomik zaferlerle tamamlanmasıdır.
İzmir, Türk kurtuluşunun , bağımsızlığının simgesi olmuştur.Atatürk, işgalci Yunan güçlerinin yenilgiye uğratıp 9 Eylül 1922 de İzmir ‘i işgalden kurtarınca kent , adeta siyasi bir kurtuluşun simgesi haline gelmiştir.İzmir , işgalin tüm ağırlığını yaşamış, işgal sonrası yaşanan büyük yangın ile harap olmuş, ekonomisi çökmüştür.İktisat Kongresi ile, iktisadi kurtuluşun, karmaşık ekonomik yapıdan ulusal ekonomik yapıya geçişin de simgesi olmuştur.
Cumhuriyet’in henüz ilan edilmediği, siyasi bağımsızlığın uluslar arası düzeyde henüz tanınmadığı bir dönemde, İktisat Kongresi düzenlenmesi, Atatürk ‘ün ekonomiye verdiği önemin bir ifadesidir.
Üst üste gelen büyük savaşlarda, aktif insan gücünün önemli bir bölümünün yitirildiği, ekonominin neredeyse yok denecek seviyeye geldiği bir dönemde düzenlenen, açılış konuşmasını Atatürk ‘ün yaptığı kongreye 1135 delege katılmıştır.Sanayici,Tüccar, Çiftçi ve işçi temsilcileri mesleki sorunlarını ve yapılması gerekenleri tartışmışlardır,Kongre’de yeni Türkiye’nin iktisat politikaları belirlenmiştir.
Atatürk “Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazsa meydana gelen zaferler kalıcı olamaz,”Kongre’de alınacak kararlara yol göstermiştir.
Kongre sonunda Misak -ı İktisadi , katılanların oy birliği ile kabul edildi.
Benimsenen kararların bir bölümü;
Ekonomi bağımsız olmalı
Öncelikle milli kaynaklar değerlendirilmeli
Gerekli görüldüğünde yabancı sermaye gelmeli
Üretici , Sanayici , İhracatçı desteklenmeli
Çiftçiye kredi desteği verilmeli.
Milli banklar kurulmalı
Demir yolu programları geliştirilmeli
Diğer konuk yazarlarımızı görmek için Konuk Yazarlarımız sayfasını ziyaret edin.