İsmail Fikirli
avukat
ATATÜRK GİBİ DÜŞÜNMEK
Bazı kişiler yaşadığı dönem tarihi ile özdeşleşir. Yaşadığı dönem tarihini okuduğunuzda aynı zamanda, o döneme damgasını vurmuş bir liderin hayatını okumuş gibi olursunuz.
Ya da gerçek bir liderin yaşamını okuduğunuz bir eser, yaşadığı toplumun ve dönemin tarihini yaşatır size. Okuduğunuz dergiye yazı yazmam teklif edildiğinde, tam da yukarıda değindiğim durum candandı zihnimde. Atatürk’ün yaşadığı dönem tarihi, ondan arındırılarak anlatılamaz. Son dönemde birçok kez denendiği gibi, Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı görmezlikten gelen, hatta yok sayan yeni Milli Mücadele tarihi, Atatürk’ün fikirlerinin olmadığı bir ikinci Cumhuriyet kurma çabası yaşanmaktadır. Bu düşünce ve çalışmalar, milli mücadele o dönemlerinde, düşmanlarımız olan dış emperyalistler ile onlara yardım eden yerli işbirlikçilerin amacını, günümüzde gerçekleştirmeye yönelik zararlı ve düşmanca bir uğraş, onların çabalarına ortaklıktır. Birinci Dünya savaşı, Batının iki büyük kutbunun karşı karşıya geldiği bir paylaşım savaşıdır. Osmanlı Devleti de bu savaştan galip gelerek, son üç yüz yılda kaybettiği savaşlarda yitirilen toprak ve onurunu kurtarma düşüncesi ile bir kutbun üyesi olmuştur. Ancak bu ittifak eşit üyeler anlayışı ile olmamıştır. Savaşın ana stratejisi, İngiltere, Fransa, Rusya ve Almanya, Avusturya-Macaristan tarafından çizilmiştir. Osmanlı Ordusu Bulgaristan ve diğerleri ise bu stratejinin sadece uygulayıcısı olmuştur. Savaşın başlangıcı ile birlikte, mücadelenin büyük bölümü Osmanlı toprakları üzerinde geçmiş, kısa bir zaman geçince savaş, Osmanlı için bir savunma ve varlık yokluk savaşı haline gelmiştir.
Atatürk, gençlik yıllarını, batının ve dünyanın büyük devletlerinin vahşi saldırılarına karşı topraklarını korumak üzere her cephede savaşarak yaşayan bir Osmanlı subayıdır. O sadece savaşan bir komutan değildir. Verdiği mücadelenin, batı emperyalizmine karşı bir savaş olduğunun farkındadır. Mondros Ateşkesinden sonra yaşanan işgale karşı verilen Kurtuluş Şavaşı mücadelesi ise, Saray’ın harcamalarını karşılamak üzere yapılmış bir ganimet ve fetih savaşı değildir. Ya da iç siyasetteki tıkanıklıkları aşmak üzere toplum dikkatini dışarılara yönlendirmek üzere yapılmış politik bir taktik değildir. Batılı Devletlerin yüzlerce yıllık yayılmacı siyaset stratejisinin askeri alanda engelleme ve geri püskürtme fikri ve çabasıdır.
Mustafa Kemal’in Trablus’ta (şimdiki Libya) ve Kurtuluş Savaşında verdiği mücadele ki, batılı devletlerin emperyalizm fikrine ve işgale karşı bir bağımsızlık savaşıdır. Batılı ülkelerin Irak, Suriye, Libya ve Afganistan işgalinde, günümüz siyaset yapıcılarımızın işgalci emperyalistlerle işbirliği ederken, düştükleri fikri konum ise çok acınacak bir durumdur.
Diğer konuk yazarlarımızı görmek için Konuk Yazarlarımız sayfasını ziyaret edin.