Gürkan Demirci
Avukat
24 Temmuz 1921…
24 Temmuz 1921… Birinci Dünya Savaşı’ ndan mağlûbiyet ile ayrılmış bir milletin diriliş mücadelesinin en önemli sembollerinden olan Sakarya Meydan Muharebesi’ nin başladığı gün. Ordu yorgun, yıllardır süren savaşların hem fiziksel hem psikolojik çöküntüleri gözlerinden okunmakta. Halkın elinde avucunda olanlar tükenmekte. Eskişehir – Kütahya Savaşından mağlûbiyetle ayrılan yeni Türkiye Ordusu, Sakarya nehrinin doğusuna kadar çekilmek zorunda kalmıştı. Vatanın büyük bir kesimi işgal edilmiş, dört bir tarafı aç kurtlarca sarılmış vaziyette, başkent Ankara öncesinde son savunma cephesi olan Sakarya…
Ordu yeni cephe için gerekli düzenlemeleri yaparken, Ulu Önder Mustafa Kemal orduya hitaben “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça vatan terk olunamaz.” demiştir. O an yüreklerde sönmeye yüz tutmuş alev harlandı, küllerinden yeniden doğan Anka kuşu gibi ayaklandılar; azerisi, lazı, çerkezi, Türk’ü, kürdü. Tek bir amaç için Allah Allah nidaları ile düşmanın üstüne atıldılar.
“Aylardan ağustos, günlerden cuma / Gün doğmadan evvel iklîm-i Rum’a / Bozkurtlar ordusu geçti hücûma // Yeni bir şevk ile gürledi gökler // Ya Allah… Bismillah… Allahüekber” Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun şiiri savaşın başlangıcını gözlerimizin önüne getiriyor. Belki dönmeyecek, dönemeyeceklerdi bir daha, biliyorlardı.
Analarının kokusunu çekemeyeceklerdi doyasıya, biliyorlardı. Sevdalılarını, eşlerini, bebelerini sevemeyeceklerdi bir daha, biliyorlardı. Ama gavurun vicdansız ellerine teslim etmemek için canlarını tereddüt etmeden ortaya koymuşlardı.
Savaş her iki taraf için de zorlu geçmiş ve ağır kayıplar verilmiştir. Şehitlerin bir çoğunu subaylar oluşturduğu için “Subaylar Savaşı” olarak da adlandırılır. Mustafa Kemal Paşa, savaş sonunda muharebe meydanına bakarak “Sakarya Melhame-i Kübrası” demiştir. Melhame-i Kübra “Kan Deryası, Kan Gölü, Kanlı Savaş” anlamlarına gelmekte olup Sakarya Meydan Muharebesinin sonuçlarını en kısa ve net biçimde anlatan tariftir.
“Tepelerden sadece yağmur suyu akmıyordu / Su, kan ve toprak / Birbirine karışıyordu / Ölmek için askerler yarışıyordu”. Yusuf Değirmenci’ den alıntılan şiir savaşı gözlerimizin önüne getirmiyor mu?
100. sene-i devriyesi şanlı zaferin. Bir asır önce atalarımız bizler özgürce yaşayabilelim diye vatanın her bir karışını kanları ile sulamışlardır. Malazgirt Meydan Muharebesi gibi, Başkomutanlık Meydan Muharebesi gibi ağustos ayında yazılmış bir destan Sakarya! Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve şanlı Türk ordusunun muzaffer tarihini yad ediyor, ruhlarının şad ve mekanlarının cennet olması dileklerim ile anıyorum. Saygılarımla.
YAŞASIN CUMHURİYET
1 Kasım 1922 tarihinde yeni Türk Devleti, itilaf devletlerinin Lozan Konferansına İstanbul Hükümeti ile birlikte çağırıldıklarını öğrenince saltanatın artık miadını doldurduğuna karar verip saltanatı kaldırdı, İstanbul Hükümeti istifa etti ve böylece Osmanlı Devleti hukuki olarak sona erdi. Saltanatın kaldırılmasının ardından yeni Türk Devletinin yönetim şekli meclis hükümeti sistemi olarak belirlendi. Meclis hükümeti sisteminde her bakan meclis tarafından seçildiği için hükümet içerisinde uyumsuzluklar meydana gelmekte, dolayısı ile idare istikrar kazanamamaktaydı. 23 Ekim 1923, yer Türkiye Büyük Millet Meclisi. Yeni Türk devleti Kurtuluş Mücadelesinde kazandığı başarıları mecliste alması gereken kararlar ile taçlandıramamakta, her bakanlık için ayrı ayrı ve çok uzun süreler tartışmalar yapılıyor, memleket meselelerini konuşmaya zaman kalmıyordu. Böyle bir ortamda İcra Vekilleri Heyeti Başkanı Fethi Okyar ve akabinde TBMM İkinci Başkanı Ali Fuat Bey görevinden istifa etti, meclis her ne kadar yerlerine görevlendirmeler yapmış olsa da Mustafa Kemal ortadaki sorunun farkındadır.
25 Ekim 1923, yer Çankaya Köşkü. Meclis Başkanı Mustafa Kemal hükümeti toplayıp aldığı yeni kararı açıkladı. Mevcut hükümet tamamıyla istifa edecek ve yeni hükümette yer almayacak! Ertesi sabah hükümetin istifasının mecliste okunmasının ardında hızlıca yeni hükümet için çalışmalar yapılsa da muhalefet yeni hükümeti bir türlü kuramadı. Yeni Türk Devleti çok ciddi bir bunalım içerisinde kaldı. Bu bunalımın çözümü elbette ki Mustafa Kemal’dedir! 28 Ekim 1923, yer Çankaya Köşkü. Kurucu liderimiz Mustafa Kemal, silah ve kader arkadaşlarını toplayıp aldığı çok önemli bir kararı açıklayacaktır. “Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz!” Yemekte detaylıca aklındakileri anlatan Mustafa Kemal, gecenin ilerleyen saatlerinde İsmet İnönü ile yeni anayasanın bazı maddelerini hazırladılar.
29 Ekim 1923, yer Türkiye Büyük Millet Meclisi. Yeni hükümet kurma çalışmaları sürmekte; fakat ilerleme kaydedilememektedir. Çıkmaza giren meclis, Mustafa Kemal’den çözüm bulmasını istedi. Mustafa Kemal bir saat müsaade isteyip bazı meclis üyeleri ile toplantı yaptı. Toplantı sonrası meclis kürsüsünden, yönetim şeklinin cumhuriyet olması halinde bunalımın sona ereceğini söyleyip anayasa değişikliğini meclise sundu, mecliste kabul edildi ve hep bir ağızdan “Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Cumhuriyet” nidaları attılar. Yapılan seçimle Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı oldu. Yaşasın Mustafa Kemal. Yaşasın Türkiye Cumhuriyet’i. Yaşa, var ol Cumhuriyet
Diğer konuk yazarlarımızı görmek için Konuk Yazarlarımız sayfasını ziyaret edin.