Konuk Yazar

Güllü Demircan

Mali Müşavir

Cumhuriyet Kalemi Halkın Sesi
Güllü Demircan

‘’Beni görmek demek , İlla yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız bu yeter !!!

Öyleyse bizde öyle yapalım. Onu anlamaya çalışalım. Atatürk gerçeğini belirleyen en karakteristik özellik bağımsızlık düşüncesidir. Bağımsızlık Türk ulusunun da öz karakteridir aslında. Onun içindir ki bu ikisi Atatürk ve Türk Milleti kurtuluş savaşında bağımsızlığın bayrağı olmuştur. Bağımsızlıktan yoksun bir ulusa, uygar insanlık, uşaklıktan üstün bir nitelik yakıştıramaz. ‘’Yabancı bir devletin himayesini ve kayırmasını kabul etmek, insanlık vasfından yoksulluğu güçsüzlüğü ve miskinliği benimsemekten başka bir şey değildir. Halbuki, Türk’ün değeri, onuru ve yeteneği çok yüksek ve büyüktür.

Böyle bir Ulus, esir yaşamaktansa yok olsun daha iyi. Öyleyse ‘’Ya İstiklal Ya Ölüm!’’sonra da Türk’ün karakterini belirterek uyarıyordu dünyayı. ‘’Bütün dünyanın bilmesi gerekiyor ki Türkiye halkı, Büyük Meclis ve onun hükümeti uşak muamelesine dayanamaz. Her uygar millet ve hükümet gibi varlığının, hürriyet ve bağımsızlığının tanınması istendiğinde kesin olarak ısrarlıdır. Ve bütün davranışı da bundan ibarettir. Biz savaşçı değiliz. Barışı severiz. Ve bir an önce barışın kurulmasını görmek, ona yardım ve hizmet etmek isteriz.

Atatürk’ün en büyük dileği, özünde bütün yeteneklerin varlığına inandığı Türk ulusunun çağdaş uygarlık düzeyine ulaşması ve giderek onu aşmasıydı. Bu neden Kurtuluş Savaşından hemen sonra devrimleri yapmaya girişti. İlkin devletin şeklini değiştirerek Cumhuriyeti kurdu. Eskimiş köhne kurumları yıkarak yenilerini getireli dili değiştirdi. Arap harflerini bırakarak, yerine öğrenilmesi daha kolay olan Türk harflerini geçirdi ve bunun herkese öğretilmesini emrederek bir eğitim ve öğretim seferberliği başlattı. ‘’Bir milletin yüzde onu okuma-yazma bilir, gerisi bilmezse, bundan insan olanların utanması lazımdır.’’

Bir topluluk ulus olabilmek için ne olursa olsun öğretmenlere, eğitmenler gereklilik gösterir ve öğretmenlere seslenerek;’’Yeni kuşak sizin eseriniz olacaktır.’’ diyor. Eğitim politikasının temeli önce cehaleti yok etmektir. O, ulusunu sever, sayar onlara değer verir ve samimiyetle överdi. Sömürülen halk, cefakar köylüler için ‘’Türkiye’ nin gerçek sahibi ve efendisi gerçek üretici olan köylülerdir. O halde herkesten daha çok refah, mutluluk ve servete layık olan köylüdür.’’der.

Kadınlara Avrupa’dan önce seçme ve seçilme hakkı veren Atatürk’ ün kadınla ilgili görüşleri çağının bile çok ilerisindedir. O kadına gerçek değerini vererek, onu ulusun anası sayar. ‘’Milletin kaynağı, toplum hayatının esası olan kadın,ancak bilgili ve erdemli olursa görevini yerine getirebilir.’’ ‘’Kadınlarımız erkeklerden daha çok aydın, daha çok verimli, daha çok bilgili olmak zorunluluğundadır. Gerçekten ulusun anası olmak istiyorsa böyle olmalıdır.’’

Atatürk’ ün hükümet hakkındaki görüşü gayet kısa ve kesindir. Hükümetin iki gayesi vardır, biri milletin korunması, diğeri milletin refahını sağlamaktır. Bu iki şeyi sağlamayan kötüdür.

Diğer konuk yazarlarımızı görmek için Konuk Yazarlarımız sayfasını ziyaret edin.