Burak Özyılmaz
Genel Müdür
ATATÜRK'Ü ANARKEN
Atatürk’ün bizlere verdiği en büyük armağanlardan biri de “Özgür düşüncedir’’. Her dalda olduğu gibi, bilimde ve güzel sanatlarda da, yaratıcı öge, “özgür düşüncedir’’ ; özgürlük içinde gerçeği, doğruyu ve güzeli aramaktır. Sözlerime başlamadan önce şunu belirtmek istiyorum. Bu makaleyi yazmamı rica ettiklerinde çok heyecanlandım. Neden mi? İlk defa makale yazacağımdan değil!… Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’le ilgili olduğundan…
Onu nasıl anlatabilirdim ki? Anlatacaklarım kelimelere sığar mıydı? Kağıtlar yeter miydi böylesine büyük bir önderi anlatmaya?…
Sanat kurumlarının “düşünce özgürlüğü” içinde olması gerektiğine bizler Cumhuriyet’ten sonra inandık ve bu yolda gelişmesine çağrıştık; çalıştık ama, hala da bu özgürlüğü arıyoruz. Böyle olduğu halde, “özgür düşüncenin ‘’ kanatlandırdığı yaratıcılıktaki büyük yapıtlarını görme umudunu yitirmedik; çünkü tohumu, Atatürk devresinde verimli toprağa atılmıştı. Cumhuriyet, gerçi bu tohumu filizlendirdi, ama, henüz doruğa çıkaramadı; çıkamadı, çünkü kültürümüz çağdaş öz benliğini daha bulamadı. Bu yüzden de dünyaya, kendisini gerektiği gibi tanılamadı.
Bir toplum, ancak öz kültürü ile varlığını tanıtabilir. Öz kültürün temel taşı da “özgür düşüncedir.’’ “özgür düşünce” ise, ilerisini gören, yeni doğruların, yaratıcı dehaların yapıtlarıdır. Bunlardan korkmamak gerek! Bu yıl, bağımsız özgürlüğümüzün altmış yedinci yılında, hala ilk basamakları üzerindeyiz. Eğer Atatürk’ü anmak, bu büyük Dahi’yi akla getirerek sözünü çiğnemek anlamına geliyorsa, onu yalnız bu “anma günlerinde değil, her davranışta, her eylemde anmalı ve onun ‘’ özgür düşünce ‘’ deyimini uygulamaktan çekinmemeli . Bir Devlet , yalnız geçmişinin kültürüyle övünmekle değil, her evrede yarattığı o evrenin öz kültürüyle büyüyebilir, saygınlığını koruyabilir; öz, çağdaş kültürüyle yaşamını sürdürebilir. Çağdaş kültür de ancak “özgür düşünce” ile oluşabilir.
Atatürk’ün bu düşüncesinin, özellikle sanat alanındaki etkinliği, onu her anma gününde anımsamak ve bu yolda, sanat alanında da ne boyuta ilerlediğimizi saptamak, daha da ileri adımlar alabilmek için neler yapmamız gerektiğini düşünmek gerekir. “Özgür düşünce”, bir ulus sınırının, genişliği de insanlık sınırının genişliğini verir, Sanat yalnız bir ezberleme değil, yalnız bir ezgileme de değil; sağlam, yürekli, fırtınalar üstünde, güçlü bir gövde ister. Güçlü gövdenin içinden gelen güçlü fışkıran ses de, düşüncede, büyük bir kafanın düşüncelerini oluşturur; güncel bir tartışma değil, yüzyılın savını pekiştiri, gelecek için yol gösterir; tarih de eğrinin değil, doğrunun ve güzelin ölçüsünü verir. Atatürk’ün izinde, arılaştırmak ve geliştirmek istediğimiz, bu yolda da ana dilimizi bulmak için çok çaba gösterdiğimiz dille anımsarsak, Atatürk: “Özgürlük olmayan bir yurtta, ölüm ve yıkılış vardır; her gelişimin ve kuruluşun anası özgürlüktür” demişti.
2022 yılının 10 Kasım’ında Atatürk’ü anarken, sanat alanına ancak “özgür düşünce” nin , evrensel boyutlar içinde özgünlük yaratabilecek inancımı güçlendirdi.
Diğer konuk yazarlarımızı görmek için Konuk Yazarlarımız sayfasını ziyaret edin.